LÖSEMİ
TİPLERİ
Löseminin
akut ve kronik olmak üzere iki ana tipi
vardır. Akut lösemi; birden ortaya çıkan,
hızla ilerleyen ve hastayı düşkün bırakan
lösemi tipi olup, akut lenfoblastik lösemi
(ALL) ve akut myelobalstik lösemi (AML)
olmak üzere iki ana tipten oluşmaktadır.
Kronik lösemi ise, daha yavaş seyirli,
hastayı birden kötüleştirmeyen tiptir.
Kronik myelositer lösemi (KML) ve kronik
lenfositer lösemi (KLL) olmak üzere iki
ana tipi içermektedir. Akut lösemide kanda
lökosit sayısı düşük, normal ya da yüksek
olabilirken, kronik lösemide kanda lökosit
sayısı artmıştır. Löseminin hangi tip olduğu,
hastanın muayenesinin yanı sıra, kan ve
kemik iliğindeki hücrelerin mikroskop altında
incelenmesi ve özel boyalar ile boyanarak
ileri laboratuar incelemelerinin yapılması
ile hematologlar tarafından belirlenir.
Her lösemi tipinin kendine özgü birçok
alt tipi ve tedavi şekli vardır.
AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİ (ALL)
Çoğu ALL vakası 10 yaş ve altındaki
çocuklarda görülmektedir, fakat diğer yaş
gruplarında
da bu hastalığa rastlanmaktadır.
ALL kalıtsal bir hastalık değildir, kemik iliğinde yer alan hücrelerin değişime
uğraması nedeniyle ortaya çıkar. Bu değişimin nedeni tam olarak belirlenememiştir.
Ancak yüksek dozda radyasyona veya doğum öncesi ya da erken çocukluk dönemlerinde
toksinlere maruz kalma gibi çevresel faktörlerin ALL üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir.
Bir ALL hastasının kemik iliği çok sayıda blast üretir. Blastaların lenfositlere
dönüşmesi gerekirken bu olmaz ve kemik iliğinde o kadar çok blast birikir ki
normal lökosit, eritrosit ve trombosit üretecek yer kalmaz.
- Semptomlar:
Erken döneme ait belirtiler genelde gözden
kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler
nezle veya diğer sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer.
- halsizlik, nefes darlığı, solgun görünüm-eritrositlerin
eksikliğinden kaynaklanan,
- sık sık enfeksiyona yakalanma-lökositlerin eksikliğinden
kaynaklanan,
- ciltte sık sık çürükler meydana gelmesi veya kesiklerin
çok güç iyileşmesi-trombosit eksikliğinden kaynaklanan,
- Tanı:
Hastaya tam bir ALL tanısı, hastadan
alınan kan ve kemik iliği
örnekleri mikroskop altında inclendiğinde
ve çok sayıda blast oluşumu gözlemlendiğinde
konur. Hasta ve doktoru tedaviye karar
verecekleri zaman ALL alt tiplerini,
hastanın yaşını
ve hastanın genel sağlık durumunu göz
önünde bulundurarak plan yaparlar.
- Tedavi:
-Kemoterapi:
Tüm ALL hastalarına, hastalığın teşhisinden
itibaren hemen Kemoterapi uygulaması
başlatılmalıdır. Kemoterapide amaç normal
kan hücrelerinin
üretimini onarma ve hastada remisyon elde edilmesidir. Tedavide hangi ilaçların
kullanılacağı hastanın yaşı, kanda bulunan lösemi hücrelerinin sayısı ve
tipi gibi faktörlere dayanarak belirlenir.
Lösemi hücreleri genelde omurilik ve
beyin dolaylarında toplandığından, ALL hastalarına kemoterapötik ilaçlar
omurilik çevrsindeki boşluğa enjeksiyon
yoluyla verilir. Kemoterapötik ilaçlar
lösemi
hücrelerinin çoğalmasını engelleyerek öldürür. Ne yazık ki kemoterapi sağlıklı
hücrelerin de ölümüne yol açar, bu nedenle ALL hastalarında bulantı, halsizlik,
yüksek enfeksiyon riski gibi yan etkiler görülür.
Pek çok ALL hastasında, kemoterapi
normal kan hücrelerinin üretimini
birkaç haftada
eski haline getirir ve kan ve kemik
iliği örneklerinin mikroskobik
incelenmesi sonucunda lösemi hücresine rastlanmaz. Bu durumda hasta remisyonda
demektir. Çocuklarda kemoterapi uzun süreli remisyon sağlasa bile ergin
bireylerde ALL genellikle geri döner.
Hastalığın tekrar nüks etmesi durumunda
hasta ve
doktoru daha fazla kemoterapi ya da kök hücre transplantasyonuna başvurabilir.
-Hematopoietik Kök Hücre Transplantasyonu:
Kök hücreler üç tip kan hücresine-eritrosit(kırmızı
kan hücresi), lökosit(beyaz kan hücresi)
ve trombosit(kan pulcuğu)- dönüşecek
olan olgunlaşmamış hücrelerdir.
Yakın bir zamana kadar kök hücre nakilleri kemik iliği nakli olarak
bilinmekteydi, çünkü kemik iliği bu tip hastalıkların tedavisinde kullanılan
tek kök
hücre kaynağı olarak bilinmekteydi. Şu an nakillerde kullanılan kök
hücreler kemik iliği, kordon kanı ve periferik kandan elde edilmektedir.
Kök hücre nakillerinde, hasta, lösemi
hücrelerinin ve bağışıklık sisteminin
tahribini sağlamak üzere transplantasyon öncesi bir kemoterapi ve
/ veya radyoterapiye tabi tutulur.
İki tip kök hücre transplantasyonu
söz konusudur ve ikisi de ALL tedavisinde
kullanılmaktadır:
· Otolog kök hücre transplantasyonunda hastanın kendi kök hücreleri
kullanılmaktadır.
· Allojeneik kök hücre nakillerinde ise bir vericiden alınan kök
hücreleri kullanılmaktadır.
Otolog kök hücre nakillerinde, hastanın
kemik iliğinden kök hücreler toplanır
ve dondurulur. Yüksek doz kemoterapi
ve/veya radyoterapiden
sonra kök hücreler
hastaya geri verilir. Her ne kadar bazı ALL hastalarında otolog
nakil yapılsa da, allojeneik nakiller
tercih edilmektedir, çünkü otolog
nakil sonrası
relaps görülme sıklığı yüksektir. Otolog nakillerde, allojeneik
kök hücre nakillerinin
ciddi bir yan etkisi olan GvHH önlenebilmektedir. Allojeneik
kök hücre nakillerinde hasta için akrabalar
ya da akraba dışı vericiler
kullanılır.
Akraba vericiler
genelde hastanın kardeşleridir. Nakil düşünülen bir hasta için
doktorunun yapacağı ilk iş hasta ile
ailesinin doku tiplemesini yapmaktadır.
Eğer akrabalardan
herhangi birinde hasta ile uyum görülmez ise hastanın doktoru
Kemik
İliği Bankamıza ve bankamız aracılığı ile Dünya Kemik İliği Bankasına
uygun
verici için başvuruda
bulunur.
Akraba ya da akraba dışı verici
kullanılmasına bakılmaksızın uygulanan
nakil prosesi aynıdır:
Kök
hücreleri vericinin kanından toplanır ve hastaya
akrarılır. Otolog nakillerin aksine allojeneik nakillerde vericilerden
alınan kök hücreleri nadiren dondurulur, vericiden alınmasını
takiben 24 saat içinde
hastaya aktarılır.
Bazı allojeneik nakillerin sonrasında
hastalarda GvHH görülmektedir.
GvHH, hastanın yeniden yapılanan
bağışıklık sistemi- vericiden alınan
kök hücreler
tarafından oluşturulan- hastanın vücuduna
saldırır.
İki tip GvHH
vardır: akut
GvHH, semptomların hemen nakil sonrasında görüldüğü tiptir;
semptomların yavaşça oluştuğu ve aylar hatta yıllar boyunca
geçmediği tip
ise kronik GvHH olarak
isimlendirilir. GvHH oluşması durumunda doktorlar ilaç
tedavisine gidebilir fakat GvHH bazı
durumlarda nakil sonrası ölüme
yol
açabilir.
Nakle gidilip gidilmemesi hastanın, ailesinin
ve doktorlarının kişisel kararı sonucunda
belirlenir. Bu konu hakkında herhangi
bir bilgi
ya da danışmaya ihtiyaç
duyan hasta, yakınları ya da doktorları Kemik İliği Bankamız’a
başvurabilirler.
Hastalıklar Anasayfa
|