 |
 |
|
KRONİK LÖSEMİLER
KRONİK MYELOJENİK LÖSEMİ
(KML)
Çoğu KML vakası ergin bireylerde görülmekle
birlikte ancak %2’lik bir oranda çocuklarda
da görülmektedir. KML kalıtsal bir hastalık
olmamakla birlikte genetik bir faktör içerir.
KML, Philadelphia kromozomundaki bir değişimden
dolayı kemik iliği hücrelerinin fazla sayıda
lökosit oluşturmasından kaynaklanır. Adından
da anlaşıldığı gibi KML’ nin kronik olması,
hastalığın yavaşça geliştiğini gösterir ancak
hızlanmış fazda hastalık hızla ilerleme gösterebilir.
Kemoterapi uzun remisyon süreçlerinin oluşumuna
neden olmakla birlikte, KML’ ye tek kalıcı
çözüm kök hücre transplantasyonudur.
- Semptomlar:
KML
semptomları tipik olarak zamanla ortaya
çıkmaktadır. Halsizlik, nedeni bilinmeyen
kilo kaybı, nefes darlığı, solgun görünüm
hastalığın semptomlarındandır.
- Tanı:
Kesin bir KML tanısı kan ve kemik iliği hücrelerinin
mikroskop altında incelenmesinden sonra konur. Hastadan
alınan kan örneğindeki lökosit oranı belirlenir. Olgunlaşmış
ve olgunlaşmakta olan lökositlerin (miyelosit ve nötrofiller)
anormal derecede yüksek sayılarda gözlemlenmesi KML tanısında
ilk adımı oluşturur. Bu tanının doğrulanması hastadan
kemik iliği hücre örneklerinin anormal Philedelphia kromozomlarına
sahip olması ile sağlanır.
Pek çok KML hastasında hastalık, kronik fazdan hızlanmış
faza geçtiğinde, hasta için çok daha sıkıntılı bir
hal almaktadır. Bu fazda kan dolaşımında lökosit, olgunlaşmamış
ve blast hücrelerin sayısında artış görülmektedir.
Üçüncü
faz ise çok saldırgan bir akut lösemiye benzer.
- Tedavi:
-Kemoterapi:
KML genelde kronik fazdayken
teşhis edilir ve ilk tedavi aşamasında
kan sayımını normal sınırlara geri
döndüren ilaçlar kullanılırl. Kök
hücre naklinin tersine kemoterapi,
kalıcı bir çözüm sağlamamakla birlikte
hastalara semptomlardan uzak uzun
bir süreç sağlamaktadır. Son on
senede KML’ de tedavi olarak kullanılan
kemoterapi oldukça gelişmiştir
ve hastalığın kronik fazda durmasını
ortalama olarak altı ya da daha
fazla sene kadar sağlamıştır. Bu
nedenle kemoterapi, kök hücre nakline
eşlik eden yüksek doz kemoterapi
ve/veya radyasyon tedavisini kaldıramayacak
zayıf sağlı koşullarına sahip hastalarda
tek tedavi yoludur. Diğer hastalar
kemoterapi ile tedaviyi, kök hücre
nakli ile tedavinin risklerinden
sakınmak için tercih ederler. İnterferon
terapisinin istenmeyen yan etkileri
olmasına rağmen, kemoterapi bir
KML hastasının ömrünü uzatmak için
kullanılan, az risk taşıyan bir
tedavi yöntemidir. Hastanın yaşı,
potansiyel vericinin genetik uyumu
ve tedavinin ilk aylarında uygulanan
ilaçlara tepkisi dikkatlice göz
önünde bulundurularak yapılacak
nakil için karar verilir.
-Hematopoietik Kök Hücre Transplantasyonu:
Kök hücreler üç tip kan hücresine -eritrosit(kırmızı
kan hücresi), lökosit(beyaz kan hücresi)
ve trombosit(kan pulcuğu)- dönüşecek
olan olgunlaşmamış hücrelerdir.
Yakın bir zamana kadar kök hücre nakilleri
kemik iliği nakli olarak bilinmekteydi,
çünkü kemik iliği bu tip hastalıkların
tedavisinde kullanılan tek kök hücre
kaynağı olarak bilinmekteydi. Şu an
nakillerde kullanılan kök hücreler
kemik iliği,
kordon kanı ve periferik kandan elde
edilmektedir.
Kök hücre nakillerinde, hasta, lösemi
hücrelerinin ve bağışıklık sisteminin
tahribini sağlamak üzere transplantasyon
öncesi bir kemoterapi ve / veya radyoterapiye
tabi tutulur.
İki tip kök hücre transplantasyonu söz
konusudur ve ikisi de KML tedavisinde
kullanılmaktadır: Otolog kök hücre transplantasyonunda hastanın kendi kök
hücreleri kullanılmaktadır. Allojeneik
kök hücre nakillerinde ise bir vericiden
alınan
kök hücreleri kullanılmaktadır. Otolog kök hücre nakillerinde, hastanın kemik
iliğinden kök hücreler toplanır ve dondurulur. Yüksek doz kemoterapi ve/veya
radyoterapiden sonra kök hücreler hastaya geri verilir. Tipik olarak kök
hücreler hastalığın kronik fazındayken
toplanır ve hastaya hızlanmış faza
girdiğinde
aktarılır. Amaçlanan sonuç hastalığın kronik faza dönmesini sağlayarak hastanın
hayatını
uzatmak ve semptomları azaltmaktır. KML hastalarında otolog nakillerin tercih
edilmemesinin nedeni, otolog nakil sonrası relaps görülme sıklığı allojeneik
nakillere göre daha yüksektir. Bunun yanında otolog nakillerde, allojeneik
kök hücre nakillerinin ciddi bir yan etkisi olan GvHH önlenebilmektedir.
Allojeneik nakil için hastaya akraba ya da akraba dışı doku uyumlu (HLA uyumlu)
verici sağlanmalıdır. Akraba olan vericiler genelde kardeşlerdir fakat HLA
uyumlu başka vericiler de akrabalardan elde edilebilir, örneğin teyze, hala,
amca, dayı
ve kuzenler gibi. Nakle gitmeyi düşünen doktorun yapması gereken ilk iş hastanın
ailesinin ve gerekirse geniş ailesinin doku tiplemesini yapmaktır. Eğer akrabalardan
herhangi birinde hasta ile uyum görülmez ise hastanın doktoru Kemik İliği
Bankamıza ve bankamız aracılığı ile Dünya Kemik İliği Bankasına uygun verici
için başvuruda
bulunur. Akraba ya da akraba dışı verici kullanılmasına bakılmaksızın uygulanan
nakil prosesi aynıdır: kök hücreleri vericinin kanından toplanır ve hastaya
aktarılır. Otolog nakillerin aksine allojeneik nakillerde vericilerden alınan
kök hücreleri
nadiren dondurulur, vericiden alınmasını takiben 24 saat içinde hastaya aktarılır.
Hastalıklar
Anasayfa
|
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
Bankamız
hastaların tedavilerinin ilk evrelerinden başlayarak bize başvurmalarını
önermektedir. Böylelikle
hasta için çok geç olmadan kemik iliği / kök hücre nakili için
potansiyel bir verici bulunabilir.
Resmi
başvurudan sonra nakil aşamasına gelene kadar geçen süre ortalama
1-2 aydır.
|
|
 |
|
 |
1998
yılında kurulan, ve dünyanın ilik bankalarıyla koordineli
olarak
çalışan İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası
Türkiye' nin ilk ve en büyük kemik iliği bankası. |
|
 |
KEMİK
İLİĞİ BANKASI, yeni hizmete giren internet sitesi ile
daha çok kişiye ulaşmayı, daha çok hayat kurtarmayı ve daha
güçlü bir gönüllü bilinci oluşturmayı hedefliyor. |
|
 |
|
|